Benlik, keşfedilmeyi bekleyen bir hakikat mıdır, hiçbir zaman tamamlanamayan bir eser mi? “Kendini bulman lazım.” ve türevinde bir söz muhakkak duymuşsunuzdur veya kendinize sormuşsunuzdur. Sanki benliğimiz, zihnimizin şimdilik ulaşamadığımız bir yerinde saklıdır da yeterince sorgulayıp düşünürsek o hakikate erişecekmişiz gibi olduğuna inanmak isteriz. Peki ya keşfedilecek bir kendilik yoksa? Ya benlik dediğimiz kavram aslında yüklediğimiz, yüklenen anlamlarla değişiyorsa ve esasında içimizde önceden var olan bir bütün değilse? Hatta kendimizi bulduğumuz, gördüğümüz anlar sadece yeniden yaratımsa? I. Başkalarından ödünç alınan benlik. Bir insanı kendisi yapan özelliklerin ne kadarı kendisidir? Konuşma biçimimizi bizi büyütenlerden, davranışlarımızı hislerimiz ve düşüncelerimizden alırız fakat bunların dahi ne kadar özgün olduğu tartışılır. Peki ya taklitlerden mi ibaretiz? Aslında bu bence biraz çelişkidir. İnsanın kendiliği has ve özdür derler fakat benim gözümde bu imkansızdır. Çünkü...
O amaçsız ve amansızca yüzdüğüm denizde sonsuza kadar yolumu kaybettim sanki fakat gidecek yerim yokken nereden geliyor kaybolmuşluk hissi? Sonsuz deniz yutuyor. -N'0
Yorumlar
Yorum Gönder